AYASOFYA BAHANESİYLE ÜLKENİN KURUCUSUNA DİL UZATAN ANLAYIŞI KINIYORUZ

/ 14 Temmuz 2020 / 130 / yorumsuz
AYASOFYA BAHANESİYLE ÜLKENİN KURUCUSUNA DİL UZATAN ANLAYIŞI KINIYORUZ

Ayasofya’nın müze statüsünün düşürülmesi ve cami olarak ibadete açılmasına karar verilmesinin bahanesiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e dil uzatılmasını ve ona saygısızlık yapılmasını kabul etmiyoruz ve malum çevreleri kınıyoruz.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Danıştay 10. Dairesi’nin Ayasofya’yı müze yapan 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etmesinin ardından 1934 yılına ait Mustafa Kemal Atatürk imzalı karar için “Tek parti döneminde alınan bu karar, tarihe ihanet olmanın yanında hukuka da aykırıydı” ifadelerini kullanması, Ayasofya’yı camiye dönüştürme hamlesinin AKP için sadece kendi tabanındaki oy kaçışını engellemek olmadığını, Cumhuriyet ile hesaplaşmaya çalıştıklarını da ortaya koymuştur.

Cumhurbaşkanının ve siyasal iktidar çevrelerinin Ayasofya’yı Camii olarak açması iktidarın ideolojik-siyasi amaçlarının propagansına dönüşmüştür. Bu çevrelerce Türkiye Cumhuriyeti ve kurucu kadrolarına ilişkin düşmanca ifadeleri ve sevinç açıklamaları meselenin Ayasofya değil laik Türkiye Cumhuriyeti olduğunu birkez daha göstermiştir.

Kuruluşundan bu yana Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm kurumları ve kuralları, dine, etnisiteye göre değil, laiklik ilkesine göre şekillendirildiği için bugün Ayasofya üzerinde ülke kutuplaştırılmaktadır.

Dünya miras listesinde yer alan Ayasofya’nın tarihi tartışılmazdır. Ancak insanlık mirası Ayasofya’nın açılmasının sadece Türkiye için değil tüm İslam dünyası, hatta insanlık için yeni bir “diriliş”, “fetih” ve “cihad” çağının müjdesi olarak gören anlayış hem ülkemizde hem de dünyada nefret dilini egemen kılmaya çalışmaktadır.

Bağımsız, laik Türkiye Cumhuriyeti kendi toprakları içindeki herhangi bir yapıya istediği tasarrufta bulunması elbette doğaldır. Ancak UNESCO dünya miras listesinde olan Ayasofya’nın müze statüsünün ortadan kaldırılmasını, Atatürk’ün imzasının, Cumhuriyet modernitesinin, kültürün evrenselliğinin üzerinde tartışma açılmasına karşı çıkan herkesi “din düşmanı” ilan eden anlayış kabul edilemez.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk;  demokratik, modern Türkiye Cumhuriyeti’nin ve ulusal bütünlüğümüzün güvencesini laiklik olarak açıklamıştır. Devletin, demokrasinin, milletin, hukukun olmazsa olmaz şartı laikliğin korunması ve yaşatılmasıdır. Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir.

Bugün, Atatürk’e ve kurduğu Cumhuriyete yapılan saldırılar tarihi Ayasofya mirası üzerinde yürütülmektedir. Alçakça saldırıların yanı sıra; laik, demokratik ve çağdaş anayasal düzenimizi ve devlet yapımızı değiştirmek ve hatta geriye götürmek isteyenler bilmelidir ki;

Ayasofya tartışmasının en can alıcı kısmı, dinin kullanılarak Atatürk ile hesaplaşmaya gidilmesini gerici anlayışın gün yüzüne çıkması olarak değerlendiriyoruz.

Atatürk üzerinde tahrik, kışkırtma ve provokasyonları kınıyoruz.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak; Laik, demokratik, sosyal hukuk devletini kuran ve ülkemizi bilimsel ve çağdaşlık yolunda ilerleten kurucu liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’e sahip çıkacağız ve en büyük eseri laik Türkiye Cumhuriyeti’ni sonsuza kadar yaşatacağız. 

BİRLEŞİK KAMU-İŞ

MERKEZ YÖNETİM KURULU